Tarih ve Pozisyon

 

Velid Zübeydi

Amerika ve İngiltere kuvvetleri Bağdat’a girdiğinde ilk andan itibaren bu kuvvetlerle çarpışan Irak direnişini, haftalar önce birkaç defa kaleme aldığımda bu konu üzerine birçok tepki bana ulaştı. Geneli, büyük ve tehlikeli proje karşısında duran bu direnişin adamlarını ve tarihi konumlarını övüyor ve takdir ediyordu.

O proje ki, 90’ların başından beri uluslararası karar noktasında tek kaldıktan sonra ABD tarafından yürütülüyordu. Şöyle ki; SSCB dağılıp çöktükten sonra ABD, hiçbir caydırıcılık söz konusu olmaksızın dünyada tek güç olarak kaldı. Ancak bu durum okuyucular ve araştırmacıların başka bir görüş daha ortaya atmasına mani olmadı. Bütün görüşler saygın ve değerli olmakla beraber bu görüşlerde ve tasavvurda bir ihtilaf da hasıl oldu.

Görüş belirtenlerden gerçekten çok az bir grup, Iraklılar için en uygun olan Amerikalılara karşı koymaması fikrine sahip olanların yolunu tercih ediyor. Bu kimselerin en açık sözleri, “Irak’taki direnişten elde edilen netice bu ülkenin tam bir şekilde özgürleştirilmeyeceğidir, işgalin yansımaları devam etmektedir ve tehlikeleri her geçen gün artmaktadır.” şeklindedir. Bu tarz söylemler uzun bir süreden beri Iraklıların arasında dolaşmaktadır. Bu görüşü tercih edenleri, bu görüşe sevk eden bazı deliller bulunmaktadır. Bu topraklarda yaşananlar bu tarz görüşlere sevk ediyor ilk olarak.

Ancak önemli bir soru; bu işgale karşı susmak, onu kabul etmek, her ne sebep olursa olsun ona karşı direnmeyip ilişki içerisine girmek caiz midir?

Bu meselenin bazı göstergelerden uzak olarak ilmi görüşlere muvafakat ederek bazı çalışmalara ihtiyaç duyacağı inancındayım. Herkesin iki ana meseleyi tartışma konusu yapması gerekmektedir. Birincisi tarih, ikincisi hiçbir istisna ve ayrım gözetmeksizin Irak’ın şehirlerine ayak basarak Iraklıları aşağılayan ve onlara düşmanlıkta sınır gözetmeyen işgalcilere karşı pozisyondur.

Şayet resim tamamıyla bunun aksine olsa, Amerika Irak’ta amaçlarının tamamını gerçekleştirse, Irak direnişi bunu önlemezse ve bunun peşini hezimet takip ederse ABD, devletleri işgal etmeye güç yettirir ve sadece basın araçlarında savaş ilanı yaparak halklara hegemonyasını dayatır. Ancak Irak dersi ve Amerikan projesini başarısızlığa ve hezimete uğratan Irak direnişi itibar savaşını sonlandırdı. Tıpkı Amerikalı uzmanın 2013 yılında yayınlanan “Milletler neden savaşıyor?” adlı kitabında isimlendirdiği gibi. Tabi burada kastedilen savaş Amerika’nın Irak’a savaşıdır. O, savaşlardan bu çeşidin ilk ve son tecrübesi olarak kabul etmektedir. ABD sahip olduğu bütün kuvvetlerini toplamıştır ancak Irak direnişi bu savaşı başarısızlığa uğratmış ve onu, yazılması ve bilinmesi binlerce sene önce başlayan Rafidin topraklarına gömmüştür.

İşgalin ilk yıllarında Arap başkentlerde düzenlenen birçok panelde konuştum. Şunları diyordum; Irak direnişinin amacı, sadece Amerikalı kuvvetleri Irak’tan çıkartmakla sınırlı değildir. Aynı zamanda Amerika’nın şerli akıllarına, herhangi bir devleti işgal etmeyi bir kere bile düşünmeden men edecek caydırıcı bir ders vermeyi de hedeflemektedir.

Önümüzdeki makalelerde sorulan soruları cevaplamaya çalışacağım. Herkes, Irak işgalinin birçok devlete her aşamasında katkı sağladığını bilecek. Şayet mesele sadece Amerikalıların kovulmasıyla sınırlı olsaydı bu tarz tehlikeli yansımalar olmazdı.

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

Loading

Related posts